Alacadene Uşak’ta en sevilen yemeklerden biri. Mercimek ve bulgurla hazırlandığından, etin olmadığı zamanlarda “et yerine geçer” denmiş, hastalara şifa olsun diye yedirilmiş.
Öyle yemekler var ki, üstüne saatlerce konuşulabilir. Uşak’ın yöresel yemeği alacadene de onlardan biri. Alacatene veya tene aşı diyenler de var. Yemek aslında bulgur ve mercimekten ibaret. Ancak Uşak mercimeği o kadar lezzetli, o kadar güzel bir mercimek ki… Çok çabuk pişiyor, piştiğinde helmeleniyor. Pişerken suyu çok kara olmaz, suyu süzülmeden pişirilebilir. Maalesef eskisi kadar çok ekilmediğini söylüyorlar.
Uşaklılar, alacadenenin özellikle kalabalıkta çok lezzetli olduğunu söylerler. Ortaya konmuş koca bir tepsiden kaşıkla yerler. Ne çorba kadar sulu ne de pilav kadar kuru, ikisinin arası bir kıvamda olur genellikle. Daha sulu yapıp çorba gibi, daha bol bulgurlu yapıp pilav gibi hazırlayanlar da varmış. Et suyuyla pişirenler varmış. Hatta bir videoda kazyağı ve kaz suyu ile pişirildiğini gördüm.
Yeşil Sivaslı Gazetesi’nde şunlar yazılmış:
“Alacadene bir yörük yemeğidir. Uşaklılar da yörük, yani konar göçer oldukları için hep kuru aşlık dediğimiz taşıması kolay yiyecekler tercih etemişlerdir. Bunlar mercimek, nohut, kuru fasulye, bulgur, kurutulmuş her türlü yiyecek ve tabii ki tarhana gibi Uşaklı tabiriyle aşlıklardır.
Alacadene adı da mercimek ve bulgurun karıştırılmasıyla oluşan koyu ve açık renklerin uyumundan halk denen bilge tarafından yakıştırılmış bence çok güzel bir isimdir.
Hani kuzinelerin üzerinde çömleklerde akşama kadar saatlerce pişen, ya da o dönemde meşhur olan bağlarda sabah çaydanlıkla birlikte çocukların topladığı odunlarla usul usul pişen renkli bir yemek.
Annelerimiz sofraya getirdiğinde dumanı eski evlerimizin içinde uçuşurken mis gibi kokusuyla iyice acıkır, ağzımızı yaka yaka nasıl da yerdik. Alacadenenin yanında ona eşlik edecek en güzel ve en leziz yiyecek kuru soğan olurdu. Üzerine kırmızıbiber de ekilirdi. Ama genelde içine atılan zehir gibi acı yeşil biber yüzünden tadı acı olurdu. Hem acı hem sıcak yemeye doyamazdık.”
Bu kadar uzun sözün üstüne artık tarife geçelim mi?
Alacadene
(4 kişilik)
1,5 su bardağı yeşil mercimek (tercihen Uşak mercimeği)
1/2 su bardağı pilavlık bulgur
2 soğan
2 çorba kaşığı tereyağı
1 kuru acı kırmızı biber
Tuz
Mercimeği ayıklayın, bir gece ıslatın. Sabah mercimeği süzün. Bulguru da yıkayıp süzün.
Soğanı incecik kıyın. Yağda altın sarısı renk alana kadar kavurun.
Mercimekle bulguru ilave edin. Üzerini iki üç parmak geçecek kadar su koyun. Tuzunu, kuru biberini ilave edin.
Mercimek helmelenip yumuşacık olana kadar, yaklaşık 45 dakika pişirin. Pişirirken arada bir suyuna bakın, gerektikçe azar azar kaynar su ilavesi yapın.
Yanında kuru soğan, turşu veya salatayla sıcak sıcak servis yapın.
Farklı Hazırlama Usulleri
Salça veya domates katanlar varmış ama ben bugünkü tarifi salçasız hazırladım, mercimeğin tadı daha iyi alınıyor diye düşünüyorum. Arzu eden salça da katabilir.
Uşak mercimeği çabuk pişer; başka mercimeklerle pişirirseniz düdüklü tencere kullanmayı düşünebilirsiniz.
Yerken üzerine kızdırılmış yağ dökenler, acı biber ilave edenler var.
Alacadene Üstüne Yazılan Makale
Daha detaylı bilgilenmek için Hira Demir ve Doç. Dr. Neslihan Onur’un “Geleneksel Uşak Mutfağına Özgü Alacatenenin Değerlendirilmesi” başlıklı makalelerini de okuyabilirsiniz.



Bir yanıt yazın